Değerli kardeşimiz Hatay - ASİ DER başkanı Dr. Tevfik Ali USLUOĞLU'ndanbir RAMAZAN BAYRAMI analizi.
Fıtır- Ramazan Bayramınızı Büyük İnsanlık İçin Kutlarım..!
Daha çok yaşana bilir, Adil, özgür, ekolojik bir dünya ve büyük insanlık için dikkatinizi çekerek bayramınızı kutlarım…!
Bayram dualarınız, Suriyede açlık ve sefalete mahkum edilen, kimsesiz kalan, dünyanın gözü önünde. katledilen, soykırıma uğrayan Aleviler için olsun..!
Önce Yaşam Hakkı için dualar olsun…!
Suriyede Alevilerin kendi örgütlü yapısını oluşturması, kendi temsiliyetini oluşturması, sürdürülebilir kalması ve dünya toplumları arasında saygın bir yer edinerek, demokratik, laik, adil, eşit, ekolojik ve özgürlükçü bir coğrafya ve dünyada yaşaması umudu için, inancın, aklın ve iradenin etkin olması için bayram duaları kabul olsun…!
Oruç’un Tarihsel Geçmişi:
Arap Alevilerde Ramazan ayının ilk günü 27 Şubat 2025 ve son günü 28 Mart Cuma günüdür ( bu uygulama Arap Alevilerde tartışma götürmez bir şekilde, takvime bağlanmış ve sabitleşmiştir- takvim meselesi ile ilgili ilerde detaylı bir açıklama yapacağım.) 29 Mart Cumartesi , Ramazan ayının 30 gün olarak değişmeyen gün sayısı ile Arap Alevileri ıyd el Fatr ( iftar- futur- kahvaltı- yemek yeme) Ramazan/ Şeker/ Fatr Bayramını kutlayacaklar..!
Ramazan ve Fatr uygulaması ritüel olarak, Musevilik, Hıristiyanlık ve İslam öncesi Harranilere dayanır ( bu bilgi şuana kadar yapa bildiğim tespit ile sınırlıdır. Öncesi de ola bilir elbette. Dinde orucun Hz. Adem’den başladığı kabul edilir.) Harraniler, Ramazan'da ay kaybolup tekrar doğuşuna kadar oruç tutarlardı. Ay tam olarak göründüğü gecenin ertesi Fıtır Bayramını kutlarlardı..!
Harraniler adlarını , Harran bölgesinden alırlar. İki nehrin arasında kalan ve Hilal El Hasibi olarak bilinen bölgenin bir bölümünü kapsar. Araplar bu bölgeye el- Cezire, Aramice ve Süryanicede Beyt- Nahreyn, Romalılar da ( Latince'de) Mezopotamya adını vermişlerdir...!
Ağırlıklı olarak Mezopotamya’da yaşayan, dışa kapalı bir özelik gösteren, komşuları onlara Harran bölgesinde yaşadıkları için Harrani demişlerdir. Haraniler, Sin kültü ve Sin kültürünü temsil eden inançlara sahiptiler. Daha sonra Hanif Dinine mensup oldular. Saiibi olarak anıldılar. Asur, Babil, Aram ve Arap kültüründe çok etkin oldular. Kasdaniler, Keldaniler, Nebatiler olarakta anıldılar. Aramice, Süryanice ve Arapçada Harraniler üzerine bir çok kaynak mevcut olup, Harranilerin kendi yapıt ve kaynakları da Süryanice ve Arapça olarak mevcuttur.
Harraniler, İslama geçtiklerinde, toplumun önemli bir kısmı Alevi olmuş, İslama geçmeyenler ise Hıristiyan Keldaniler ve Sabii olarak anılmışlardır.
Harraniler'de Zahir ve Batın dini algı mevcuttu ve risaleleri 'toplumsal evrim kuralı açısından' İslam'da ve Alevilikte etkili olmuştur. Nitekim daha önceki açıklamalarda yazdığım gibi: Allah, tektir ve Allah'ın risaleside tüm enbiyalarda tektir; değişen insan ihtiyaçlarına ve zamana göre şeriattir, yani dinin uygulamalarıdır( dinin yaşamla buluştuğu, insanın günlük icraatlarında ki tatbik etme şeklidir.)
Harranilerin önemli bir kısmı Alevi inancına tabi olmuşlardır.. Bunu Hamdaniler ( Halep ve Musul merkezli Alevi devleti) döneminde Harranilerin aktif siyasi katılımları, Harrani risaleleri ve Şeyh ed-Din Hüseyin bin- Hamdan el- Hasibi'nin taliplerinin adları ve doğum yerlerinden bunu anlıyoruz.
Nitekim Hasibi, Harran'da çok yoğun bir dini örgütlenme yürüte bilmiştir, bu zemini yakalaması sosyolojik olarak Harranilerin itikadi risalelerinde aramak yanlış olmayacaktır..!
Aynı şekilde Doğu coğrafyasında Ay ( kamer) üzerinden hesaplamalar, Sümer, Aram, Asur, Babil ve bir çok devlet ve uygarlıkta mevcuttu. İslam öncesi Araplarda'da Recep, Şaban ve Ramazan kutsal aylar olup, savaşmak- kan dökmek haram kılınmış; bu aylarda genel olarak barış egemen olmuş, insanlar, inanca ve şiirsel üretime yönelmişlerdir..!
Oruç, Batın ve Zahir algıda önemli içeriğe sahiptir. Hz. Adem’den beri farz kılınan Oruç, gerek Musevilerde, gerek Hıristiyanlık yada İslamda önemli bir yere sahiptir..!
Alevilikte Oruç:
1) Savm/Samt: Susma Orucu/ içsel Sesizlik ( Al-i İmran/ 41. ayet) . Esrar Lillah’a ulaşma iradesi, Marifet ehlinden olmak.
2) Savn: haramdan ( yalandan, iftiradan, gıybetten vs.) uzak durmak. Nefis orucu ( 12 aydır ve insanın kamil olması için bir bütün olarak ahlaki duruşu ifade eder.)
3) Sıyam: yeme- içmeyi Ramazan ayı orucuna göre düzenlemek ( Oruç Kur’an- ı Kerimde Bakara Suresi :183/184/185//186/187 ayetlerinde geçer.) İmam Cafer Es Sadık tan bize intikal eden bilgiler ( Buhar-ül Anvar kitabı)
Oruç üzerine yaptığımız bu açıklamadan sonra:
İnsan için din- insan merkezli din nasıl algılanmalı:
1) Din insan için nüzul olmuştur, insan din için yaratılmamıştır..!
2) İslamın temel ilkesi " İkra/ İkrar et- oku", eğitim, bilim ve aklı işaret eder ( nefis teskiyesi).
3) Kad efle7e men zekkehe ve Kad 5ada men desseha ( şems suresi 9. Ve 10. ayetler/
قد افلح من زَكَّاهَا - وقد خَاب من دساها
Kur'anın 114 suresinin özetidir...!( Öz eleştiri yapıp nefsini kötülüklerden koru/ bunu yaparsan hidayete erersin.)Öz eleştiri yapmayan kaybeder..!
4) Din ahlaktır( eline, beline, diline hakim ol).
5) İman, dinin ritüellerinden daha üstündür.Alevilik, 7 dorukta anlam bulan uygarlık sürecini, aklın gelişiminin tecellisi olarak ele alır. Buda toplumsal evrime ve gelişime endekslidir. Bundan dolayı farklı zaman ve mekanda gelen tüm dinleri ve peygamberleri kendi inanç tarihleri temelinde kabul eder.
6)Evrensel var oluşun öz ve biçim algısı kapsamında "ed- din fere7". (Ben sizi yaşam için yarattım, ancak sizler şehvetinizle ölümü seçiyorsunuz: söylemi ile insan merkezli esası kabul eder- Enfal:24- Nisa:27- Meryem: 59, bu söyleme delil olarak gösterilebilir.)
7)Destur anlayışı ile, aklın kabul etmediği, Akıl süzgecinden geçmeyen hiç bir şeyi kabul etmez ( Bunun için "Akıl ve Mağrife'yi- bilgi/ bilgelik, mizan olarak ortaya koyar).
8)”İslamda öldürmek, enbüyük günahtır" ilkesini temel alır ( Muhammed Süresi 4. Ayet).
9) İslamda Cihad:
a) Nefisle Cihad
b) İlimle/ imanla Cihad
c) Malla ( zekat- sadaka- fitre- hayır işleri) ile Cihad esasını temel alır( Kur'an da savunma savaşı vardır, işgal yoktur. Hz. Muhammed'in katıldığı hiç bir savaş, saldırı savaşı değildir).
10) İmamiyye : size iki emanet bırakıyorum. Allah'ın kitabı ve Ehl-i Beytim. Onlara tutunduğunuzda ben den sonra asla yoldan çıkmazsınız ( Hz. Muhammed).
Kuşkusuz Allah yalnızca siz Ehl-i Beyt'ten her türlü kiri ( kötü fiili) gidermeyi ve sizi tahir kılmayı irade ediyor( Ahzab Süresi: 33 ayet)
Hidayet yolunun vaizleri, günahtan, hatadan uzaktırlar, münezzeh arıdırlar.
Kitap Allahtan gönderildi. Hidayet yolunun uyarıcıları'da Allah tarafından belirlenmiştir. İlahi ilme sahiptirler ( Bakara:38. Ayet)
11) Teberra: Hak ehline- Ehl-i Beyt'e küfredenler, düşmanlık edenler, Allah'ın ve Peygamberin sözlerini tahrif edenler ve kendi çıkarları için değiştirenlerden beri olmak...! " sözlerin yerini değiştirip tahrif edenler, onları lanetledik ( Maide: 13. Ayet). Nefsi arzularıyla hareket edenler sapkındır ( Kasas Süresi: 50. Ayet)
Alevilik öğretisinde Tevella: sevmek, tasdik ve uyum, kabul etmek; Allah, Peygamber ve İmamların velayetine boyun eğmek, gerçekte Allah yolunda sevmek anlamında kullanılmaktadır. Allah’ın tekliğini tevhid, inancın sürekliliğini beyan, Ehl-i Beyt’in tahir olduğunu ve imamiyenin vasi olduğunu kabul etmektir. Hz. Ali’nin konumunu,inançsal yerini beyan etmek, O’na, sadece ona, Emir El Mü’minin vasfıyla hitap etmektir. Genellikle de Tevella, Allah düşmanlarına düşmanlık anlamında olan teberrâ kavramı ile birlikte kullanılmaktadır.
12) Zahir- Batın meselesi: Kuşkusuz bu, Kerim olan Kur'an dır. Bir Kitapta saklıdır (Saklı - gizli- bir kitaptır). Ona ancak pak olanlar ( tahir olanlar- iştihad edebilir) dokuna bilir.(El Vakia: 77-78-79)
13) Ben ne cehennem korkusundan nede cennet arzusundan sana ibadet etmiyorum. Yalnızca , ibadete layık olduğundan , Hub ( sevgi) den dolayı ibadet ediyorum ( Nech-ul Belağa)
14) Kur'anda Cennet ayetleri, eşitlikçi, adil, sınıfsız, sömürüsüz bir dünyayı anlatır..!
Tüm bu belirlemeler neticesinde, Ramazan/ Fatır Bayramını kutlayın; Herkesin dini kendine ilkesi ve insani erdemlerin verdiği yükümlülükle, dünyada yaşanan krize, Suriyede uygulanan düşük yoğunluklu katliam ve yüksek gerilimli tehdide rağmen umudu, birliği ve dayanışmayı inşaa etmek için bayramı kutlayalım.
Bu kutlamanın parolası, adil, eşit, özgür, demokratik, ekolojik bir dünya ve yaşam için vesile olmasını dileyecek, gök kuşağı misali tüm renklerin bir arada ve sürdürülebilir olması temennisiyle, en çok bölgemizde barışın ve istikrarın tesis edilmesini dileyecek ve bunun mücadelesini vereceğiz.
Emeğin, emekçinin ve Demokratik bir toplum, demokratik bir ülke temennisi ile ‘“Adalet herkese bir gün gerekir” diyerek; Gezi davasında hukukun muktedirlerin taleplerine göre şekillendirildiği, haksızlığın ve hukukun sefaletinin yaşandığı bir dönemde, gezinin direnmelerini, gezide yitirdiğimiz kahramanları ve çöken hukuk sisteminin karşısında onurluca duranları selamlıyorum..!
Bölgemizde ve özelikle bu dönemde Filistin/ Gazze’de yaşanan insanlık suçu/ soykırım karşısında, bu sürecte onurlu tüm insanlığı selamlıyor ve katil İsrail terör devletini lanetliyorum…!
19 Mart sonrası ülkemizde ortaya çıkan sürecin, bir an önce hukukun üstünlüğü ilkelerine göre sonuçlanmasını, adaletin tecelli etmesini, otokrasi yerine demokrasinin tesis edilerek; umudumuz olan gençlerin geleceğe müreffeh ülke konsepti ile ulaşmasını umuyor, ceza evlerine konan Berkay ve yüzlerce gencimizin özgürlüğe kavuşmasını diliyorum…!
Bayramların dünyada , bölgemizde ve ülkemizde direnmelerin ve direnen çocukların şiarının yükseldeği, daha çok yaşanabilir bir toplum heyyülasına vesile olmasını diliyorum..!
06 Şubat 2023’te yaşanan asrın felaketinde yitirdiklerimize Allahtan Rahmet, yaralılara acil şifalar, Kent Antakya’yı yeniden ayağa kaldırmak için akıl ve bilim rehberimiz olsun.
Yüreği ile memleket için çalışan insanlara da sonsuz teşekkürler ederken, bu felaketin yaşanmasında ki sebepleri anlamak, bir daha böyle bir yok oluşun gerçekleşmemesi için, toplumsal bilinç ve direnç oluşması için tüm benliğimiz ve imkanlarımızla hareket etmek sözümüz olsun…
İnsanlık üreten, insanlık onuru için emek harcayan, dayanışma ve birlik için mücadele eden insanlara saygılarımı iletiyor ve Suriye’de yaşanan olaylara karşı daha büyük duyarlılığın olmasını umuyor, kendi örgütlü gücünü oluşturmayan toplumların yok olmaktan başka yolunun olmayacağını ifade ediyorum.
Suriye’de özelikle Alevilere ve diğer inançlara yönelen saldırının bir tasfiye harekatı olduğunu vurguluyor, bu ateş söndürülmez ise ülkemize yansıyacağını beyan ediyorum.
Bundan dolayı, tüm ilerici demokrat kesimin özelikle de Alevi kurumların daha etkin mücadele etmelerini ve seslerini tekleştirerek bir karşı duruş oluşturmalarını, aynı zamanda dünya konjöktürünü hesaba katarak bugünün dünyasında müzakereci, dost kazanmaya dönük olmalarını, öz itibariyle bugün için Hasan tavrının makbul olduğunu ifade etmek isterim.
Tevfik USLUOĞLU
ASİ-DER BAŞKANI